Okuyuş

Hırsın sonu

Hırsın sonu

Hayatımızı sürdürmek ve iyi koşullarda yaşayabilmek için çalışırız. Daha doğrusu günümüzde herkes çok kazanmak, mümkünse zengin olmak için çalışmaktadır. İhtiyaçlarımızı karşılasak dahi insanoğlu doyumsuzdur. Daha fazla kazanır ve kendine olmadık ihtiyaçlar çıkarır. Daha fazla para sahibi olmak için hep bir bahanesi vardır. Olmasa da bir şekilde bahane üretir.

Başımı sokacak bir küçücük evim olsa, şu dünyada daha ne isterim ki diye yakaran insan tipi, bir müddet sonra dönüm dönüm araziye sığamaz olur. İnsanı bu hale getiren ise ihtiyaçlarından ziyade bitmek tükenmek bilmeyen hırsıdır. Her şeye sahip olma isteğidir. Peki bu isteği bitirecek olan nedir? Örneğin insana ne kadar toprak lazımdır?

İsterseniz ünlü yazar Tolstoy’un bir eserinde yer alan meşhur bir hikayeyle bu soruyu cevaplamış olalım. Bu hikayede hep daha fazla ve daha verimli toprak sahibi olmak isteyen Pahom’un yaşadıkları anlatılmaktadır.

Pahom sürekli daha fazla kazanmaya ve zengin olmaya çalışan bir çiftçidir. Bir gün daha verimli topraklara sahip olmak için “Başkır”ların yaşadığı topraklara gider.

Başkırların reisi, Pahom’a, gözünün gördüğü her yeri bir şartla alabileceğini söyler. Şartı şudur: Pahom bir noktadan almak istediği toprağı küçük çukurlar kazarak işaretleyecektir, ancak akşama kadar istediği genişlikte araziyi kazarak başladığı noktaya gelmek zorundadır. Yarış sabah güneşin doğuşuyla başlar ve batışıyla da biter. Adeta insanın bütün bir ömrünü sembolize eden bir günlük bir yarışa çıkacaktır.

Pahom güneşin doğuşuyla hoşuna giden merayı büyük bir hızla işaretlemeye başlar. Burayı da çevireyim, şurayı da çevireyim diye diye epey yol gider. Yürüdükçe, arazi gözüne daha verimli görünür. Biraz oturduktan sonra tekrar yola koyulur. Başlangıçta kolayca yürümesine karşın artık zorlanmaya başlamıştır. Havanın aşırı sıcağına ve uykusunun gelmesine rağmen “Şurada az kaldı, sıkayım dişimi sonra bir ömür sefasını sürerim” diye düşünerek yürümeye devam eder. Uzun bir yoldan sonra tam dönmek üzereyken çukurda kalmış ve içi nemli bir arazi gözüne ilişir: “Bunu dışarıda bırakırsam yazık olur,” diye düşünür. “Burada iyi keten yetişir.” Böylece buranın da etrafını dolaşır ve arazinin öbür yanında bir çukur kazar.

Güneşin batmasına az kalmıştır. Ayakları yara içindedir ve çok yorulmuştur ama ne olursa olsun başladığı yere güneş batmadan yetişmelidir. Hırs gözünü bürümüştür. Hızını arttırır, var gücüyle koşar. Bekleyenlerin alkışları içinde güneş batmadan başladığı yere yetişir. O yorgunlukla yığılır kalır. Arkadaşı seslenir ama cevap alamaz. Ağzından kan gelmiş ve ölmüştür Pahom. Yarışın başladığı ve bittiği noktaya, hemen olduğu yere gömülür arkadaşı tarafından. Ve burada ibret verici o son sözü söyler bize Tolstoy: “Onun İhtiyaç Duyduğu Üç Arşın Kadar Bir Topraktı…’’

Resul Demir

Önceki Sonraki